Şanlıurfa İli Hakkında Bilgiler - Sohbetdesin.Com Paylaşım Plartformu..
Sohbetdesin.Com Paylaşım Plartformu..

 

Go Back   Sohbetdesin.Com Paylaşım Plartformu.. > > >


Etiketlenen üyelerin listesi


Konu Bilgileri
Kısayollar
Konu Basligi Şanlıurfa İli Hakkında Bilgiler
Cevaplar
0
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
318
Önceki Konu
önceki Konu

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 05-06-18, 23:55   #1
mCx
mCx - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

Sohbetdesin Forum - Chat ve Sohbet Forum Sitesi.
Üye No: 600
Üyelik tarihi: Apr 2018
Üye Grubu: Üye
Mesajlar: 591
Konular: 583
Şube: Ankara Şubesi
İlişki Durumu: İlişkisi Yok
Ruh Hali:  Merakli
Tuttuğu Takım:

Level: 22 [♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥♥ Bé-Yêu ♥]
Paylaşım: 106 / 532
Güç: 197 / 1529
Tecrübe: 29%

Teşekkürler: 3
37 Mesajına 48 Kere Teşekkür Edildi
REP Gücü : 1
REP Puanı : 10
REP Seviyesi : mCx is on a distinguished road
Post Şanlıurfa İli Hakkında Bilgiler

Şanlıurfa ile ilgili Efsaneler

URFA ADI İLE İLGİLİ EFSANE

Allah, Nemrud'a bir kul olduğunu göstermek için, en aciz mahluklarından sivrisinekleri göndereceğini kendisine bildiriyor. Nemrut da, harp etmek için ordusu ile karşı çıkıyor ise de, bulut gibi gelen sivrisinekler asker ve hayvanların göz, kulak ve burunlarına girerek hepsini püskürtüyorlar. Nemrut güçbela kendisini odasına atıyor ve kapıyı, bacayı, bütün delikleri kapayarak bu afetten kurtulmaya çalışıyor.

Topal bir sivrisineğin, Allah'a "Yarabbi ben gazaya yetişemedim topallığım mani oldu" diyerek yalvarması üzerine, Allah ona, "seni de Nemrut'un helakine memur ettim, git onu bul" diye emrediyor. Bu topal sinek Nemrut'un odasına anahtar deliğinden girerek hemen saldırıyor ve burun deliğinden girerek yavaş yavaş beynini kemirmeye başlıyor. Nemrut her çareye baş vuruyor kurtulamayacağını anlayınca, keçeden yaptırdığı tokmaklarla başına vurdurmaya başlıyor. Bu tokmaklar ızdırabını gideremeyince tahta tokmaklarla vurmalarını emrediyor ve bu suretle tokmak altında can veriyor.
Nemrut'un kafasına tokmaklarla vuruldukça, (Vur ha.. Vur ha... Ur ha.. Ur ha..) diye bağırmasından dolayı memleketin adına "Urha", daha sonra da "Urfa" denildiği söylenir.
EYYÜP PEYGAMBER EFSANESİ


Hz. Eyyüp, bölgede yaşayan çalışkan, dürüst, iyi yürekli, Allah'ın sevgisini kazanmış bir yüce insandır. Yedi oğlu üç kızı ve pek çok malı vardır. Allah onun dürüstlüğüne malına bereket vermiştir. Günün birinde şeytan yüce Tanrıya kulların yolunu şaşırdığını artık iman etmediklerini söyler. Allah ; "Kulum Eyyüp'e de baktın mı? O benim temiz kullarımdandır. Hiçbir zaman benim yolumdan dönmez "deyince şeytan" malına bir dokunda bakalım şimdi ki gibi iman edecek mi sana" deyince Allahı bir günde Hz. Eyyub'ün mallarını elinden alır.

Eyyüp (AS) ın inancı ve davranışları hiç değişmez. Çocukları da ölür. Eyyüp sabırla bu olaylara katlanır. Yüce Allah'a boyun eğer. Eyyüb'ün bedeninde çıbanlar çıkar, dayanılmaz acılara düşer, sabırlıdır, inançlıdır, inancında en ufak bir değişiklik olmaz. Kül içinde oturup bir çömlek parçası ile yaralarını kaşır durur. Yaralarına düşen solucanlar yere düştükçe "senin de bedenimde kısmetin varmış" diye alıp tekrar yaralarına koyduğu söylenir. Onu görenlerin bunca acıyı reva gören Tanrıya hala iman edecek misin diye dediklerinde: Allah verdiği gibi alır verirken iman edip alınca isyan etmek mi gerekir" cevabını verir.

Bu acıya göğüs gerip sabreden Eyyüp (AS)'ın imanında en ufak bir şüphe görülmez ve imtihanı kazanır. Yüce Allah ona mallarını yeniden kat kat fazlasıyla verir. Tekrar sağlığına kavuşur. Yedi oğul üç kız babası olur efsaneye göre bu sıkıntısını bugün Şanlıurfa'nın Eyyüp Peygamber Semti'nde bulunan Eyyüp Peygamber makamı diye bilinen yerde çekilmiştir. Hz. Eyyüp'ün şifa bulduğu söylenen su bugün de hastalara şifa olsun diye içirilir. Çile çektiği mağara ziyaret edilir.


HALİL-ÜR RAHMAN VE AYNZELİHA GÖLLERİ EFSANESİ


Nemrut zulmü ile çevresine korku ve dehşet saçar. Bu dönemde bir gece gördüğü rüyayı yorumlatır. Doğacak çocuklardan birisi onu öldürecektir. Nemrut emi verir o yıl doğacak bütün çocukların öldürülmesini emreder. Askerler emri uygular. İbrahim peygamberin annesi Sara Hatun kaçarak bir mağaraya gizlenir. Çocuğu bu mağarada doğurur, dallardan bir beşik yapar, çocuğu burada bırakıp tekrar döner. Çocuğu bir dişi ceylan emzirir. Aradan zaman geçer askerler İbrahim'i mağarada bulurlar. Nemrut'un huzuruna getirirler. Hiç çocuğu olmayan Nemrut ondan hoşlanır ve İbrahim'i yanına alıp büyütür.

Nemrut'un zulmü, haksızlığı ve putlara tapışı, halkında putlara tapmaya zorlanışını gören İbrahim insanların kendi elleri ile yaptıkları bu putların Allah olmayacağını söyler. Halka bu düşüncelerini anlatır. Halk korkudan ağzını açamaz. Nemrut'un evlat edindiği Zeliha ona inanır, ama Nemrut'tan da çok korkar. Hz. İbrahim ile Zeliha arasında bir sevgi bağı oluşur. Bir tören günü herkesin törene gittiği an Hz İbrahim sarayın putlar bölümüne girer. Bir baltayla bütün putları parçalar, baltayı da en büyük putun üstüne asar. Törenden dönenler endişeye kapılırlar. Nemrut'a haber verirler. Rahipler Hz. İbrahim'e kızdıklarında bunu onun yapabileceğini öne sürerler.

Nemrut bir kurulla onu yargılar, kendisinden sorular sorulan Hz. İbrahim "Görüyorsunuz ya işte balta büyük putun omuzun da. Balta kimdeyse bu işi o yapmıştır" der.

Öfkelenen Nemrut, "Bir taş parçası baltayı eline alıp bu işi nasıl yapar" diye haykırınca Hz. İbrahim "İşte benim anlatmak istediğim de budur. Siz kendi ellerinizle yaptığınız bu taş parçalarından medet umuyor, sizi kötülüklerden korumasını bekliyorsunuz. Tanrı diye ona tapıyor, adak adıyor, başınız daralınca ona koşuyorsunuz. Bu gerçekten tanrı ise neden diğerlerini kırmasın" deyince şaşkınlık geçiren Nemrut ve çevresindekiler İbrahim'in üzerine yürürler. Nemrut İbrahim'in yakılmasını emreder.

Her taraftan toplanan odunlar Halil-ür Rahman gölü' nün bulunduğu yerde yığılır. Odunlarla kocaman bir dağ meydana gelir. Nemrut'un kalesinin kuzeyindeki iki büyük sütun yaptırılır. İbrahim (AS) bu sütunlar arasına gerilerek halatla ateşe fırlatılması düşünülür. (Bu sütunlara mancınık denilmektedir.) Zeliha gece gündüz babasına yalvarır. Ama Nemrutun yüreği yumuşamaz. İbrahim (AS) sütunlar arasına gerilen halattan ateşe fırlatılır. Odun yığınlarının ortasına düşer düşmez ateş yerine burası bir göl olur. Atılan odunlar balığa dönüşür. Hemen yanı başında küçük bir göl daha vardır. Balıklar yandıkları için üzerinde kara lekeler bulunur. Göle Halil-ür Rahman Gölü adı verilir. Zeliha'nın göz yaşlarından oluşan küçük göle de Zeliha'nın göz yaşları anlamına gelen "Aynzeliha" adı verilmiştir.

Halk inanışlarında göl veya göldeki balıklar kutsal sayılmaktadır. Bu balıklara dokunanların öleceği, yada başına bela geleceği inanılır.


Hz. İSA'NIN MENDİLİ İLE İLGİLİ EFSANE


Hz İsa zamanında Şanlıurfa'da Hükümdar olan biri (Ceres) illetine tutulmuş bu kişi Hz İsa'yı Şanlıurfa'ya davet için bir heyet ve bir de mektup göndermiş. Mektup da, İncil'e inandığından ve Şanlıurfa'ya teşrif ederlerse bütün tebasiyle iman edeceğinden bahisle, hastalığına çare bulunmasını istirham etmiş. Hz İsa, çok memnun kaldığını, fakat Şanlıurfa'ya gelemeyeceğini heyete bildirmiş ve bir mendili yüzüne sürerek onlara vermiş. Heyet yolda gelirken, Şanlıurfa'ya yarım saat mesafede, bugün (Eyyüp Peygamber Makamı) denilen yerdeki kuyuya kazaen mendili düşürmüşlerse de tekrar çıkartarak Hükümdara getirmişler. Hükümdar mendili vücuduna sürünce iyi olmuş ve mendili bir peygamber mucizesi olarak saklamış.

Şanlıurfa bir İslam memleketi olduktan sonra mendilde İslamlara geçmiş ve Me'mun zamanına kadar Şanlıurfa'da saklı kalmış Me'mun, Bizanslılarla yaptığı bir harpte mağlup olunca yapılan sulh müzakeresinde, Rumlar esirleri iade etmek için Hz. İsa'nın mendilini istemiş. Mendil verilerek esirler geri alınmış.

Bu mendilin vaktiyle düştüğü kuyu, Şanlıurfa İslam ve Hıristiyanları için mukaddes tanınır. Mendilin kuyuya düştüğü gün her sene Hıristiyanlar geceden oraya koşarlar nezirler yaparlarmış. Nezir yapanların oraya yalınayak gidenleri de çokmuş, düştüğü gün büyük paskalyanın yirminci gününe tesadüf edermiş. İşte bu rivayete göre bugünkü mancınıklar, sözde o zaman, bu mendil ve kuyu hatırasını yaşatmak için dikilmiş ve birinin altına bitmeyen su hazinesi yerleştirilmiş. Hangisi yıkılırsa, Şanlıurfa onun altındaki su veya altına gark olacakmış.


ÇİĞKÖFTE'NİN DOĞUŞU İLE İLGİLİ EFSANE

Hz İbrahim Urfa'da doğmuş, yaşamış ve Nemrut tarafından ateşe atılmıştır. Allah'ın emri ile ateş su olmuş Hz. İbrahim'i yakmamıştır. Hz. İbrahim'in doğduğu mağara ve ateşe atıldığı yerde oluşan Balıklı Göl binlerce ziyaretçi tarafından ziyaret edilmektedir. İşte çiğköftenin doğuş öyküsü, Hz. İbrahim dönemine dayandırılmaktadır.

Hz. ibrahim, devrin kralı Nemrud'un putlarını kırarak, Allah'ın varlığına inanmaya davet edince Nemrut öfkelenir ve Hz. İbrahim'in ateşe atılmasını emreder. Böylece büyük bir ateş yakmak üzere yöredeki bütün odunlar toplanır. Nemrut evlerde ateş yakmayı da yasaklar. Halk ateş yakmadan nasıl yemek yapacağını düşünür durur. İşte bu günlerde bir Urfalı avcı, avladığı ceylanı eve getirerek hanımından yemek yapmasını ister. Hanım evde odun bulunmadığını söyler. Çevrede toplanacak bir tek dal odun dahi kalmamıştır. Avcı, çoluk çocuğun aç kalmaması için hanımından bir çare bulmasını ister. Bunun üzerine kadın, ceylanın budundan yağsız et çıkararak bir taş üzerinde başka bir taşla döverek ezmeye başlar. Sonra ezilmiş eti bulgur, biber ve tuzla karıştırarak yoğurur, bahçesinden topladığı yeşil soğan ve maydanozla karıştırarak sofraya getirir. Böylece o leziz ve tadına doyulmaz "çiğköfte" meydana gelir. Hz. İbrahim'in ateşe atıldığı yaklaşık dört bin sene önce ortaya çıkan çiğköfte, bir yemek çeşidi olarak o günden günümüze kadar gelir.

NEMRUT DAĞI VE TAHTI EFSANESİ

Şanlıurfa'nın batısından güneyine doğru uzayan ufak bir dağ silsilesi vardır. Bu silsile içinde, şehre yarım saat mesafede sarp, etrafına nazaran oldukça yüksek bir tepenin zirvesi, geniş ve düz kayalıktır. Buraya "Nemrut'un tahtı" denir. Bu kayalığın doruğunda, kayalar içine oyulmuş oldukça sanatkarane odalar vardır. Burası nemrutun tahtı olarak bilinir. Tepeye 1 saatlik mesafede Kazene köyü vardır. Aşçılar, yemeklerini burada pişirerek, Tahta kadar dizilen uşakların yemek tabaklarını elden ele vermesiyle Nemrut'un sofrasına naklederlermiş, bu köye verilen Kazene adının da köydeki mutfağa kurulan kazanlardan dolayı olduğunu söylemektedir.

Şanlıurfa GENEL KONUM ve JEOLOJİK YAPI


GENEL KONUM ve JEOLOJİK YAPI

Şanlıurfa 37.8 kuzey enlem ve 38.46 doğu boylamındadır. Ceylanpınar'ın doğusunda yer alan Aşağı hümerra Köyü ile en batıdaki Halfeti İlçesi arasında 2 derece 30 dakikalık meridyen farkı vardır. Bu da, 10 dakikalık bir saat farkı etmektedir.

Şanlıurfa nın ortalama yükseltisi 518 m.dir.

Şanlıurfa doğuda Mardin, batıda Gaziantep,kuzeybatıda Adıyaman, kuzeybatıda Diyarbakır, illeri ile çevrilmiştir. Güneyde ise 1926 yılında yapılan Ankara Antlaşmasıyla çizilmiş bulunan Suriye sınırı uzanmaktadır.

Şanlıurfa'nın coğrafi konumunun gösterdiği özellikler nedeniyle, Türkiye’nin uzun süre başka devletler ve ülkelerle bağlantılar etkileşimler kurabilmiş illerinden biridir. İlk ve orta çağda eski uygarlık merkezlerinden olan Mezopotamya ve Arap ülkeleri ile Avrupa arasındaki bazı yollar Şanlıurfa üzerinden geçmekteydi.

Şanlıurfa ili Güneydoğu Toroslar’ ın orta kısmının güney etekleri üzerindedir. İlin kuzeyinde yer alan dağlar ve yüksek tepeler genellikle güneye doğru gittikçe alçalır. Büyük ovalar güney yarısındadır. Sıra tepeler oldukça yaygın olup bunların arasında batıdan doğuya doğru sıralanan Suruç, Harran ve Viranşehir ovaları bulunmaktadır.

Batıya doğru kenarları fazla uzanmış bir altıgene benzeyen Urfa’nın yüz ölçümü 18.584 km’dir. Bu, türkiye yüz ölçümünün % 3 üne eş değerdir.

JEOLOJİK YAPI

Şanlıurfa yapı bakımından üçüncü jeolojik zamanın son katı olan Poliosen bölümünün karakterini göstermektedir. Eski dünyanın bir bölümü ile birlikte oluşmuştur. Kıvrımlar oluşumundan önce Anadolu’nun bulunduğu sahada Thitys adı verilen bir deniz bulunmaktaymış. Üçüncü Zamanın sonu ve dördüncü zamanın başlangıcında gerçekleşen yan basınçlar ve patlamalardan pek etkilenmeyen Şanlıurfa, üzerinde bulunduğu sert kütle üzerinde biraz yükselmiş ve yer yer kıvrılmalara uğramıştır.

Şanlıurfa ili’ni kuzeydoğu yöresi özellikle Siverek, Hilvan ve Viranşehir. Karacadag’ dan fışkırmış bazalt taşlardan oluşmuştur. İln bir kısmı ise kalker formasyonu ile kaplıdır.


Şanlıurfa COĞRAFYA


Şanlıurfa COĞRAFYA

Karacadağ Şanlıurfa' nın en yüksek noktasını teşkil eder. Güney yarısında ovalar yer alır. Şanlı Urfa'nın etrafında çok sayıda mağara; sarnıç; polye; dolin bulunmaktadır. (Kanlı Mağara; Dedenin Sarnıcı vb.)

Batıdan doğuya doğru Suruç; Harran; Viranşehir-Ceylanpınar; Halfeti; Hilvan ve Bozova Ovaları en önemli ovaları, Karacadağ; Tektek; Takırtukur; Susuz; Germuş; Nemrut; Şebeke; Arat dağları en önemli dağları, Fırat Nehri; Culap Suyu; Habur Nehri en önemli nehirleri ve Atatürk Baraj Gölü; Halil-ür Rahman Gölü; Aynzeliha Gölü de en önemli gölleridir.

Şanlıurfa iklimi karasal iklim özelliği gösterir. Yazları çok sıcak ve kurak; kışları bol yağışlı ve nispeten ılıman geçmektedir.

Şanlıurfa İKLİMİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ


Şanlıurfa İKLİMİ VE BİTKİ ÖRTÜSÜ


ŞANLIURFA İKLİMİ

Şanlıurfa da kontinental iklim özelliği ağır basmaktadır. Gece ile gündüz ve yaz ile kış ortalama sıcaklıkları arasında büyük farklar vardır. Yıllık sıcaklık farkı bazen 40 dereceyi aşar. En sıcak ay temmuz’da sıcaklık bazen 46 dereceye ulaşır. En soğuk ay olan şubat ta ise sıcaklığın sıfırın altına düştüğü görülmektedir.

Şanlıurfa da yıllık yağış ortalaması ( 15 yıllık ortalama) 482,4 mm olarak hesaplanmıştır. En yüksek yağış 1954 yılında 786,9 mm dir. Bu nedenle 154 te hasar çok olmuş ve tarlalardan büyük miktarda ziraat ürünü kaldırılmıştır. En düşük yağış 1959 yılında 323,9 mm olarak ölçülmüştür. (bak: tarım Şanlıurfa nın genel iklim özellikleri)

ŞANLIURFA BİTKİ ÖRTÜSÜ

Şanlıurfa nın sıcağına ve kuraklığına hiçbir bitki dayanamamaktadır. Bu nedenle ilde yaygın bitki örtüsü steptir. İlk bahar yağmurları ile yeşeren ve yaz sıcaklıklarında sararan cılız otlar, papatya, gelincik, yabani buğday, çiğdem, kekik, deve dikeni ve meyan kökü en çok rastlanan bitki türleridir


Şanliurfa'da Ziyaret Yerleri

HZ. İBRAHİM PEYGAMBER MAKAMI

Şehir merkezindedir Hz. İbrahim Peygamber'in doğduğu rivayet edilen mağaradır. Adak adanır.Çocuk sahibi olmayı dileyenler, çocukları erken doğarsa adını İbrahim Halil koyarlar.

İçinde su da olan mağaranın sinir ve ruh hastalarına iyi geldiği öne sürülmektedir.

EYYÜP PEYGAMBER MAKAMI

Şehir merkezinin güneyindedir. Hz. Eyyüp Peygamber'in burada iyileştiği ve yaşadığı rivayet edilir. Buradaki suyun şifalı olduğu öne sürülür. Mağarası Şanlıurfa'nın bilinen adak yerlerinden biridir.


EYYÜP NEBİ

Türbe Viranşehir yakınlarındaki Eyyüp Nebi Köyü'de bulunmaktadır.

ürbede Hz. Eyyüp (as)'ın türbesi bulunmaktadır.

Ayrıca köyün güneybatısında Hz. Elyesa (as)'nın türbesi bulunmaktadır. Köy mescidinin kuzeyinde Hz. Rahime Hatun'un türbesi bulunmaktadır.



HAYAT EL-HARRANİ

Hayat el-Harrani hazretlerinin babasının adı Kays idi. Harran'da doğup yaşadığı için kendisine el Harrani denilmiştir.

Devrinin en büyük evliyasındandır. Hayat el Harrani hazretleri için, vefatından sonra tasarrufları devam eden dört evliyadan biridir denilmektedir.

Babası da büyük evliyalardandır. Hayat el-Harrani hicri 581, miladi 1185'de vefat etti. Harran'da defnedildi. 1195'de üzerine bir türbe yapıldı.


Hayat el-Harrani hazretleri çok keramet gösteren bir veli idi. Bugün türbesi halk tarafında ziyaret edilmektedir.






ŞEHY MES'UD (ŞIH MAKSUT)

Şanlıurfa'ya ne zaman geldiği belli değildir. Nişabur'dan geldiği bilinmemektedir.

Türbesi ve tekkesi Şanlıurfa'ın güneyinde, Urfa Kalesi'nin de güney tarafına düşen tepenin üzerindedir.

Mezarı bu türbenin içindedir. Devrinin alim ve mutasavvuflarındandır. Halk arasında "Şıh Maksut" diye yanlış tanınmaktadır. Asıl adı Şeyh Mes'ud'dur. Bu türbe hem bir ziyaret yeri hem de etrafı bir mesire alanıdır.

Türbe Selçuk mimari tarzında yapılmış olup kubbesi yarı açık bırakılmıştır. Şeyh Mes'ud'un türbesi mezarı türbenin doğu tarafında bulunan eyvanın bodrumundadır.

Norma olarak eyvanın içinde tahtadan bir sanduka vardır ve üzeri yeşil bir kumaşla örtülüdür. Bu sandukanın içi boş olup eyvanın altındaki bodrumda mezar bulunmaktadır.

Burada beş mezar bulunmakta, bunlardan biri Şeyh Mes'ud'un, biri kızkardeşinin diğer üç mezar da müritlerinin mezarıdır. Mezarların bulunduğu bu bodruma inecek bir kapı bulunmamaktadır. Şeyh Mes'ud'un tekkesinin içinde mescid, çilehaneler ve misafirler için ayrılan odalar bulunmaktadır.

Hoca Ahmed Yesevi'nin halifelerinden biridir.

Nişabur'dan Anadolu'ya gelerek halka İslamiyet'i öğretmekle görevlendirilmiştir.

Uzun yıllar Urfa'da Müslümanlığa hizmet etmiş evliyalardandır.

BEDİÜZZAMAN AHMET EL-HEMEDANİ

Bediüzzaman Ahmet El-Hemedani hazretlerinin türbesi, kendi adını taşıyan mezarlığın ortasındadır. Türbesinin üzerinde açık bir kitabe bulunmamaktadır.

Bediüzzaman Ahmet El-Hemedani hicri 1209 senesinde vefat etmiş ve bu türbeye defnedilmiştir.

Halk tarafından devamlı ziyaret edilen türbenin etrafında birçok meşayıh ve ulema mezarı bulunmaktadır.

HAC KERMO

Kadiri şeyhidir. Hac Kermo diye ün kazanmıştır. Bu Kadiri şeyhinin mezarı Harrankapı Kabristanındadır. Devrinin alim ve mutasavvuflarındandır. Hicri Zilkade 1234, Miladi Ağustos 1819 senesinde vefat etmiştir.


Asıl adı Hac Abdulkerim olan Hac Kermo, aslen Bağdatlı'dır, Urfa'ya ne zaman geldiği bilinmemektedir. Mezarı halk tarafından ziyaret edilmektedir.

ABDURRAHMAN DEDE

Şehir merkezinde kendi adı ile anılan caminin mezarlığındadır. Daha çok hastalarca ziyaret edilmektedir.

YAKUP KALFA

Onyedinci yüzyıl Kadiri şeyhlerindendir. Urfalı şair Nabi'nin şeyhidir.

Türbesi Şanlıurfa kalesinin eteğinde ve Aynı Zeliha gölünün güney batısındadır. Türbesinin bulunduğu mahalleye Yakubiye mahallesi adı verilmiştir.

ŞAZELİ ALİ DEDE

Şazeli Ali Dede 17. Yüzyılda Urfa'da yaşamış Şazeli Tarikatı şeyhidir. Halil-ür Rahman Kabristanındaki türbesinin içindeki bir yazıda Osmanlı padişahlarından suldan IV. Murad'ın 1639'da Bağdat Seferine giderken, Şazeli Ali Dede'ye misafir olduğu ve kendisine çok ihsanlarda bulunduğu yazılıdır.

ARŞ HOCA

Arş Hoca 1930 yılında yaşamış evliyadan bir zattır.

Türbesi Harrankapı mezarlığındadır. Türbesinin üzerindeki kitabesi çok bozuk olduğundan okunamamaktadır. Türbe Yavuz Selim İlkokulu'nun bahçesinde yer almaktadır. Devamlı "Arş" diye bağırdığından adı "Arş Hoca" olarak kalmıştır. Adını pek kimse hatırlamamaktadır. Bir çok kerameti olduğu söylenmektedir.

ŞEYH EBUBEKİR

Ulucami'nin doğu kapısı yanında bulunan türbesi, halk tarafından çok ziyaret edilmektedir. 17. Yüzyılda yaşadığı bilinmektedir. Zamanının büyük evliyasından biridir.


DİPSİZ ZİYARET

Şehir merkezinin 5 km kuzeyinde, Karaköprü semtindedir.

Çocukları olmayan gelinler türbenin yanındaki ağaca bez parçaları bağlarlar. Dilekte bulunurlar. Ziyaretin yanında küçük bir göl vardır.

BOZTEPE ZİYARETİ

Bozova ilçesinin Boztepe mıntıkasındadır. Baharda Cuma günleri sıkça gidilen bir yerdir. Çocuk özlemi ile gelen kadınlar çoğunluktadır.

AKBALIK

Hz. İbrahim'in ateşe düştüğü gölün kaynağında, beyaz bir balığın yaşadığı rivayet edilir. Dileği olan, bu balığa şeker ve üzerinde ayetler yazılı bulunan kağıt parçaları atar.

Balık görünür ve atılanı yerse dilek kabul edilmiş olur.

ÖKÜZ DAŞI

Şehir merkezinden 15 km. uzaklıkta, Kızlar Köyündedir. Taş uzaktan bakıldığında oturan bir öküzü andırmaktadır.

Veli'nin türbesi bu taşın hemen bitişiğindir. Türbe ziyaret edilir. İyileşmek için dua edilir.

DABAKHANE

Şehir merkezindir. Yıkılan türbenin kaybolmaması için üzerine bir şadırvan inşa edilmiştir. Yaramaz ve haylaz
çocukları sükunete kavuşsun diye buraya getirirler.

ŞANLI ADI NEREDEN GELİYOR?

Birinci Dünya Savaşının bitiminden sonra bir süre bir İngiliz garnizonu barındıran Urfa, 30-31 Ekim 1919 tarihinde Fransızlar tarafından işgal edilir. İşgal kuvveti 100 kadar Fransız, ve daha çok sayıda Müslüman sömürge askerinden oluşmuştur.
İşgalden sonra şehirde Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti örgütlenir ve ayaklanma hazırlığına girişir. 29 Aralık'ta Urfa'ya atanan Jandarma Komutanı Yüzbaşı Ali Saip Bey Siverek'e giderek buradaki aşiretlerin desteğini sağlar. Aşiret kuvvetlerinden oluşan bir birliğin başında 7 Şubat 1920'de Urfa yakınlarındaki Karaköprü köyüne gelir. Fransızlara şehri 24 saat içinde boşaltmaları için gönderilen ültimatom kabul edilmeyince Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti milisleri ile birlikte şehri işgal eder ve Fransızları yerleştikleri binalarda kuşatır. Suruç ve Akçakale'nin aşiretlerinin de katılmasıyla düşman kuvvetlerinin çok üzerinde bir kuvvet oluşmasına rağmen, savaşanların düzenli birlik disiplininden uzak olmaları nedeniyle kuşatma uzar ve çok kayıp verilir. Kuşatmanın uzaması her iki tarafı da yıpratır ve karamsarlığa düşmelerine yol açar. Urfalılar sık sık resmi kuruluşlardan düzenli askeri birlik gönderilmesini ister, ancak düzenli birlik göndermenin Fransa'ya savaş ilanı anlamına geleceğini düşünen [Ankara] hükümet[i] buna yanaşmaz.

Erzaklarını tüketen ve artık katırlarını kesip yemeye başlamış olan Fransızlar bekledikleri yardım da gelmeyince Urfa'dan şerefle ayrılmanın yollarını aramaya başlarlar. Arabuluculuk için şehirdeki Ermenilerden yardım isterlerse de Ermeniler bu konuda aracı olmayı reddederler. Bunun üzerine Fransızlar Amerikan yetimevi yöneticisi Miss Holmes'le bağlantı kurarlar. Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti ile yapılan görüşmelerden sonra birtakım şartlara bağlı olarak şehri terketmeyi kabul ederler. Buna göre şehirdeki Ermenilerin can güvenliği sağlanacak, Urfa'da ölen Fransızların mezarlarına saygı gösterilecek, ağırlıkların taşınması için yük arabaları ve deve verilecek, esirler iade edilecek ve Urfa eşrafından 10 kişi gidecekleri yere kadar Fransızlara eşlik edecektir.
11 Nisan günü Fransızlar eşraftan on kişi yerine bir teğmen komutasındaki on jandarma eri eşliğinde Suruç yolundan Carablus'a doğru hareket eder. Ancak Fransızların şehri terketmesi Müdafaa-yı Hukuk Cemiyeti içinde tartışmalara yol açar. Ali Saip Bey önderliğinde bir kesim, Fransızların şartlarının kabulünü içlerine sindirememiştir. Fransızların geçeceği yol üzerinde Şebeke Boğazında pusu kuran milis ve aşiret kuvvetleri geceleyin Fransızlara saldırır. Üç saat süren çatışma sonunda Fransızlar 296 ölü ve 67 yaralı verir. 140 kadar Fransız da esir edilerek Urfa'ya getirilir.
Urfa'nın kaderini belirleyen bu çatışma nedeniyle yıllar sonra TBMM kararıyla Urfa'ya "Şanlı" unvanı verilmiştir.

___________________________________________

''Yavaş yavaş ölüyoruz" dedi kaplumbağa.
"Haklısın" dedi kelebek "ne uzun bir gün...”
mCx isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

mCx Kullanicisinin Son 5 Konusu
Baslik Kategori Son Yazan Cevaplar Okunma Son Mesaj
25 Mayıs 2018 - Cuma Show TV Yayın Akışı mCx 0 627 05-25-18 00:26
Otilia - Bilionera Yabancı Klipler mCx 0 379 05-18-18 21:21
Silva Gunbardhi ft. Mandi ft. Dafi - Te ka lali... Yabancı Klipler mCx 0 417 05-18-18 21:21
Era Istrefi - Bonbon Yabancı Klipler mCx 0 293 05-18-18 21:20
Rihanna - Diamonds Yabancı Klipler mCx 0 322 05-18-18 21:18

Cevapla

Etiketler
bir, çok, için, ile, şanlıurfa


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 

(View-All Konu Okunma Sayisi : 1
mCx
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Var
Mesaj Yazma Yetkiniz Var
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Var

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı

Hizli Erisim
Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kahramanmaraş İli Hakkında Bilgiler mCx Akdeniz Bölgesi 0 05-10-18 21:44
Mersin İli Hakkında Bilgiler mCx Akdeniz Bölgesi 0 05-10-18 21:44
Osmaniye İli Hakkında Bilgiler mCx Akdeniz Bölgesi 0 05-10-18 21:42
Kilis İli Hakkında Bilgiler mCx Güneydoğu Anadolu Bölgesi 0 05-06-18 23:59
Siirt İli Hakkında Bilgiler mCx Güneydoğu Anadolu Bölgesi 1 05-06-18 23:57


Tüm Zamanlar GMT +3 Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 23:16.

Forum Yasal Uyarı

Kuruluş : 2013
2013 - "Sohbetdesin Forum" her hakkı saklıdır.

Site Sahibi, by DarK
Sohbetdesin Forum, en iyi Mozilla Firefox ile dolaşılır.
YASAL UYARI : İçerik sağlayacı paylaşım sitelerinden biri olan sohbet forum Adresimizde 5651 Sayılı Kanun'un 8. Maddesine ve T.C.K'nın 125. Maddesine göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur. sohbet forum hakkında yapılacak tüm hukuksal Şikayetler, Yöneticilerimiz ile iletişime geçilmesi yada iletişim formunu doldurulması halinde ilgili kanunlar ve yönetmelikler çerçevesinde en geç 1 (Bir) Hafta içerisinde sohbet forum yönetimi olarak tarafımızdan gereken işlemler yapılacak ve size dönüş sağlanacaktır.



Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.